Daha Ne Olsun… Ama Olsun…


Pazartesi, Şubat 25, 2008 · Kategori: Guzel Yazilar

 

Daha Ne Olsun… Ama Olsun…

 

Daha ne olsun...

Ama olsun...

Hayatın sonundan önce, herhangi bir gün…

 

Evet, üzüldüm. Herkes kadar değil elbette ki, bazılarınızdan çok, bazılarınızdan az, belki de tam olarak bazılarınız kadar üzüldüm. Balonunuzun patlaması, şaçınıza sakız yapışması, elma şekerinizin çalınması, uzandığınız dalın kırılması, kopardığınız elmanın kurtlu çıkması kadar üzücüydü çünkü, her ne kadar elmanızdaki kurdun yarım olması kadar korkunç olmasa da.

 

Üzülmek sorun değildi aslında. Alışılmadık, yaşanmadık, karşılaşılmadık bir şey değildi ki. Üzülmenin zor kısmı, o, onlar üzülmesin diye, üzülmemiş gibi yapmak, -mış gibi yaşamaktı bir nevi. Boş ver, dünyanın sonu değil ya demekti, tam olarak bu cümleyi kurabilmek gerekirdi tabii, gerçekten de dünyanın sonu değildi, öyle ki sadece bu anın, bu yılın sonu olabilirdi. Her neyse…

 

Velhasıl kelam, yani bu kelamdan vasıl olan, azdan çok; çoktan az üzülmüşüm vesselam.

 

                           Atıfta bulunulanlara ithafen…

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

Mektup


Cumartesi, Ekim 17, 2007 · Kategori: Guzel Yazilar

 

Biz En İyisi ''Arkadaş Kalalım.''

  

İşte yine o! O klasik, söyledikçe tükenmeyen, yazdıkça bitmeyen, konuştukça sonlanmayan söz; "arkadaş kalmak". Biten bir ilişki için değil, başlamamış bir ilişki için söyleniyor bu kez. Ama sonuçları açısından farklı olduğu söylenemez.

Her durumda, "Hayır" kelimesinin kibar bir karşılığı oluyor. Hayır! Seninle olmaz! Artık olmaz! Hiç olmaz!

 

"Lütfen üzülme! Niye üzüldün ki şimdi?"

 

Niye mi üzüldüm? Hiç, bakır üretimimiz azalmış bu yıl, aklıma geldi birden ona üzüldüm. Başka neye üzülebilirim ki?

 

Senin bir başkası için güleceğine, bir başkası için üzüleceğine ve bir başkasıyla

sevişeceğine üzülüyorum. Benimle bunları hiç yapmayacak olmana üzülüyorum. Beni, gelecekte hayatına girecek erkeğe tercih etmemiş olmana üzülüyorum. Bir başkasını, kendin için daha iyi bulmuş olmana üzülüyorum.

 

Sana hiç sarılamayacak olmama üzülüyorum. Seninle yaşayamadıklarımız beni üzen. Yaşayabileceklerimiz. Yapabileceklerimiz. Ve tüm bunları, yani hayalini benim kurduğum şeyleri şu an senden haberdar bile olmayan biriyle gelecekte yapacağını bilmek. O birinin gelip benim kurduğum hayalleri sahipleneceğini, yaşayacağını bilmek. Bir süre sonra senin için arada bir hatırlanıp aranacak kişi haline geleceğimi, en mutlu anlarında beni aklına bile getirmeyeceğini bilmek. O anlarında yanında olamayacağımı, sana sarılıp saçlarını okşayamayacağımı, en önemlisi o mutlu anları yaşatan kişinin ben olamayacağımı bilmek.

 

Daha ne dememi istiyorsun? Neye üzülüyor olabilirim?

 

"... ama bir de şöyle düşün, dost olarak da pek çok şeyi paylaşabiliriz."

 

Doğru! Paylaşabiliriz elbette, ama sadece "pek çok şeyi". Her şeyi değil. Oysa ki ben her şeyi paylaşmak istiyorum seninle, hiçbir şey eksik kalmasın istiyorum, yaşanacak ne varsa yaşamak istiyorum, çünkü sen buna değecek birisin.

Tüm bunları yaşamak için seçtiğim çok özel birisin sen. Dostum değil, sevgilim,

eşim, hayatımı paylaşacağım kişi olmalıydın. Canım sıkkın olduğunda kucağına

kıvrılabileceğim, beni avutmasını isteyebileceğim, neşeli olduğumda keyifle

sarılacağım ve uzun uzun öpeceğim, elinden tutup başka kimse yokmuş gibi şehirde sonsuza dek dolanacağım ve şehvetle sevişeceğim kişi olmalıydın.

 

Dostunla yapamazsın bunları.

 

Dostunla ne yaparsın biliyor musun? Uzun uzun konuşursun. Bazen sevgiline

bile anlatmayacağın şeyleri anlatırsın. Canın sıkkın olduğu zaman şımartılmayı

da istersin, hafif iltifatlar almayı da, hatta belki arkadaşça flört etmeyi dahi,

ama hepsi o kadar.

 

Tüm bunlar, diğeriyle karşılaştırıldığında çok zavallı bir teselli oluyor.

 

Dostunla konuşursun. Arkadaşlarını anlatırsın. Hayatındaki diğer erkekleri

anlatırsın. Seni nasıl üzdüklerini, nasıl sevindirdiklerini... Ve o dostun,

arkadaş kalamamışsa seninle, yani yüreğinin derinliklerinde bir yerde hala seviyorsa seni, tarif edilemez bir acıyla dinler sadece. Diyecek bir şey de bulamaz. Senin nasıl ciğeri beş para etmez serserilerle birlikte olduğunu, niye o kişiyi sana

tercih ettiğini, seni nasıl mutlu edebileceğini düşünür durur. O yüzden ileride

sevgililerinle, yani gelip hayallerimi çalacak hırsızlarla yaşayacağın problemleri

anlatırken bana, gözlerimde sessiz bir isyan görürsen şaşırma. Ve bil ki, hala

dostum değilsin sen benim. Hala sevgilimsin. Öpemediğim, sarılamadığım ve dokunamadığım sevgilim. Hala içimde bir yerde yaşıyorsun demek ki. Ve hep orada kalacak bir kısmın... Yaşanamayanlar listesinde ömrümün sonuna dek duracaksın. Liste çok kabarık... Ama sen en üstte olacaksın, ta ki senden sonra biri çıkıp aynı acıları yaşatana kadar.

 

"... seninle konuşmak çok hoş, üstelik eğlencelisin de, ama..."

 

Ama bir şekilde olmuyor işte. Bir şekilde sana uygun değilim. Seni güldürebilirim,

şımartabilirim, kendini iyi hissetmeni sağlayabilirim, hatta "fazla ileri gitmeden" flört bile edebilirim, ama sana asla dokunamam. Buna izin vermezsin. Sana bir şekilde daha uygun ve seni illa ki daha çok üzebilecek birini bekliyorsun, biliyorum. Erkekler de kadınlar da hiçbir zaman kendilerine uygun birileriyle beraber olmaz çünkü. Mutlu olabileceğini hissettiği ilişkiden kaçar. Kendisini daha fazla üzebilecek birini bekliyordur çünkü. Ona daha fazla acı yaşatacak, kaprislerini çekmeyecek, ağlatacak birini. Biliyorum, çünkü ben de öyleyim. Şimdiye kadar bana uygun ilişkilerden kaçıp beni daha çok üzeceklere yönelmedim mi sanıyorsun. Şu nefret ettiğim, "arkadaş kalalım" lafını benim bile söylediğim oldu. O yüzden anlıyorum seni. Bu üzülmemi engellemiyor. Bir yanımın senden nefret etmesini de. Ama anlıyorum işte. Allah kahretsin ki, anlıyorum.

 

Anlamasam belki daha kolay olacaktı.

"...yani..."

 

Arkadaş kalalım.

 

Biliyorum, ama biz en iyisi arkadaş kalmayalım. Sen arkadaşım olarak kal istersen,

ama ben bir yönümle hep seveceğim seni. Seninle yaşanamamış bir sürü şeyim var çünkü. O şeyleri yaşamadan seni unutmam mümkün değil işte.

İşin komiği ne biliyor musun? Tüm bunları yaşamış olsaydık, belki de "Evet."

diyecektim sana ve bunda samimi olacaktım. Çünkü hayallerimi tüketmiş, çoğunun sadece hayal olduğunu anlamış olacaktım. Ama bunları yaşayamadan "Evet" dememi bekleme benden. Hiç aklımdan çıkmayacaklar çünkü. Hep içimde yaşayacaklar. Gerçeğinden daha güzel olarak hem de. Onları tüketmeden seninle arkadaş olamam ki...

 

Yine de "Evet." diyorum sana. Seni tamamen kaybetmeyi göze alamıyorum

çünkü. Sonunda daha kötü olacak, biliyorum. Seni sevmiyormuş gibi yapmak rollerin en zoru, ama deneyeceğim. En azından gittiği yere kadar. Hayatımdan çıkmanı istemiyorum çünkü. Bir gün "Evet" diyebileceğinin umudunu yitirmek

istemiyorum. Bu yüzden, ben daha fazla rol yapamaz olduğumda, beni çok suçlama. Seni sonsuza dek yitirmek istemiyordum çünkü. Bir şekilde yanımda olmanı istiyordum. O zavallı teselliyi kabullenmeye çalışmak, senin başka kişilere yaşayacağın acılara, sevinçlere katlanmak ve seni umarsızca sevmek...

 

Kızma bana. Bir gün daha fazla rol yapamayacağım çünkü, biliyorum. O gün geldiğinde, suçlama beni yeter. Elimden geleni yaptım çünkü.

 

                                                          “Alıntıdır”

 

Yorum (4) Yorum yaz!

Zaman


Salı, Haziran 3, 2007 · Kategori: Guzel Yazilar



Çok zaman önceydi. O kadar zaman önceydi ki zaman diye bir şey yoktu.

 

İnsanlar güneş doğup batıncaya kadar yaşıyorlardı hayatı. Bir daha hiç olmayacakmış gibi dolu ve anlamlı. Derken zaman diye üç parçalı bir şey icat etti insan. Bir parçasına dün dedi, diğer parçasına bugün, öteki parçasına da yarın.

 

Sonra fesat karıştı zamana ve insan bugünü unuttu. Dünü düşünüp pişman oldu, yarını düşünüp telaşlandı; ama işin ilginç tarafı tüm telaş ve pişmanlıkları güneş doğup batıncaya kadar yaşadı. Farkında olmadan rezil etti bu gününü.

 

Oysa yarın, bugüne dün diyor, dünde bu gün için yarın diyordu. Bir türlü beceremedi. Bir eliyle yarına, diğer eliyle düne yapıştı. Bu günü eline yüzüne bulaştırdı... Mutsuz oldu insan. Ve ne gariptir ki yarının telaşı da, dünün pişmanlığını da hep bugün yaşadı; ama bugünü hiç yaşayamadı. Ne yarın ne de dün!

 

                                                                      “Can Dündar”

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

Öylesine


Salı, Haziran 3, 2007 · Kategori: Guzel Yazilar

Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?

Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını ta içimde hissetmek.

 

Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?

''seni seviyorum'' sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek.

 

Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?

aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek. ve buradayken bile seni çılgınca özlemek.

 

Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun?

seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak. Senin yanında olan seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak.

 

Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun?

tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana...

elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte. elimde kır çiçeğiyle seni beklemek... ayni mekanlarda aynı yiyecekleri yemek.

 

Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?

sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak...

okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin her mısrasında seni bulmak.

 

Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?

seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek...

sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak. Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde. kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime.

 

Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?

nereden bileceksin? sen benimle hiç olmadın ki. olsaydın avuçlarım terlemezdi... ısırmazdım dilimin ucunu... özlemezdim seni yanımdayken... kıskanmazdım. korkmazdım yollarda yürümekten. ıslanmazdım yağmurlarda... yıldızlara aya dert yanmaz böyle her şarkıda sarhoş olmazdım.

korkmazdım seni kaybetmekten ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize...

ve her kulaçta haykırırdım seni

ama sen hiç benimle olmadın ki...

ya aklın başka yerlerdeydi ya yüreğin...



                                                             “ Alıntıdır”

Yorum (yok) Yorum yaz!