Mektup

Cumartesi, Ekim 17, 2007 · Kategori: Guzel Yazilar

 

Biz En İyisi ''Arkadaş Kalalım.''

  

İşte yine o! O klasik, söyledikçe tükenmeyen, yazdıkça bitmeyen, konuştukça sonlanmayan söz; "arkadaş kalmak". Biten bir ilişki için değil, başlamamış bir ilişki için söyleniyor bu kez. Ama sonuçları açısından farklı olduğu söylenemez.

Her durumda, "Hayır" kelimesinin kibar bir karşılığı oluyor. Hayır! Seninle olmaz! Artık olmaz! Hiç olmaz!

 

"Lütfen üzülme! Niye üzüldün ki şimdi?"

 

Niye mi üzüldüm? Hiç, bakır üretimimiz azalmış bu yıl, aklıma geldi birden ona üzüldüm. Başka neye üzülebilirim ki?

 

Senin bir başkası için güleceğine, bir başkası için üzüleceğine ve bir başkasıyla

sevişeceğine üzülüyorum. Benimle bunları hiç yapmayacak olmana üzülüyorum. Beni, gelecekte hayatına girecek erkeğe tercih etmemiş olmana üzülüyorum. Bir başkasını, kendin için daha iyi bulmuş olmana üzülüyorum.

 

Sana hiç sarılamayacak olmama üzülüyorum. Seninle yaşayamadıklarımız beni üzen. Yaşayabileceklerimiz. Yapabileceklerimiz. Ve tüm bunları, yani hayalini benim kurduğum şeyleri şu an senden haberdar bile olmayan biriyle gelecekte yapacağını bilmek. O birinin gelip benim kurduğum hayalleri sahipleneceğini, yaşayacağını bilmek. Bir süre sonra senin için arada bir hatırlanıp aranacak kişi haline geleceğimi, en mutlu anlarında beni aklına bile getirmeyeceğini bilmek. O anlarında yanında olamayacağımı, sana sarılıp saçlarını okşayamayacağımı, en önemlisi o mutlu anları yaşatan kişinin ben olamayacağımı bilmek.

 

Daha ne dememi istiyorsun? Neye üzülüyor olabilirim?

 

"... ama bir de şöyle düşün, dost olarak da pek çok şeyi paylaşabiliriz."

 

Doğru! Paylaşabiliriz elbette, ama sadece "pek çok şeyi". Her şeyi değil. Oysa ki ben her şeyi paylaşmak istiyorum seninle, hiçbir şey eksik kalmasın istiyorum, yaşanacak ne varsa yaşamak istiyorum, çünkü sen buna değecek birisin.

Tüm bunları yaşamak için seçtiğim çok özel birisin sen. Dostum değil, sevgilim,

eşim, hayatımı paylaşacağım kişi olmalıydın. Canım sıkkın olduğunda kucağına

kıvrılabileceğim, beni avutmasını isteyebileceğim, neşeli olduğumda keyifle

sarılacağım ve uzun uzun öpeceğim, elinden tutup başka kimse yokmuş gibi şehirde sonsuza dek dolanacağım ve şehvetle sevişeceğim kişi olmalıydın.

 

Dostunla yapamazsın bunları.

 

Dostunla ne yaparsın biliyor musun? Uzun uzun konuşursun. Bazen sevgiline

bile anlatmayacağın şeyleri anlatırsın. Canın sıkkın olduğu zaman şımartılmayı

da istersin, hafif iltifatlar almayı da, hatta belki arkadaşça flört etmeyi dahi,

ama hepsi o kadar.

 

Tüm bunlar, diğeriyle karşılaştırıldığında çok zavallı bir teselli oluyor.

 

Dostunla konuşursun. Arkadaşlarını anlatırsın. Hayatındaki diğer erkekleri

anlatırsın. Seni nasıl üzdüklerini, nasıl sevindirdiklerini... Ve o dostun,

arkadaş kalamamışsa seninle, yani yüreğinin derinliklerinde bir yerde hala seviyorsa seni, tarif edilemez bir acıyla dinler sadece. Diyecek bir şey de bulamaz. Senin nasıl ciğeri beş para etmez serserilerle birlikte olduğunu, niye o kişiyi sana

tercih ettiğini, seni nasıl mutlu edebileceğini düşünür durur. O yüzden ileride

sevgililerinle, yani gelip hayallerimi çalacak hırsızlarla yaşayacağın problemleri

anlatırken bana, gözlerimde sessiz bir isyan görürsen şaşırma. Ve bil ki, hala

dostum değilsin sen benim. Hala sevgilimsin. Öpemediğim, sarılamadığım ve dokunamadığım sevgilim. Hala içimde bir yerde yaşıyorsun demek ki. Ve hep orada kalacak bir kısmın... Yaşanamayanlar listesinde ömrümün sonuna dek duracaksın. Liste çok kabarık... Ama sen en üstte olacaksın, ta ki senden sonra biri çıkıp aynı acıları yaşatana kadar.

 

"... seninle konuşmak çok hoş, üstelik eğlencelisin de, ama..."

 

Ama bir şekilde olmuyor işte. Bir şekilde sana uygun değilim. Seni güldürebilirim,

şımartabilirim, kendini iyi hissetmeni sağlayabilirim, hatta "fazla ileri gitmeden" flört bile edebilirim, ama sana asla dokunamam. Buna izin vermezsin. Sana bir şekilde daha uygun ve seni illa ki daha çok üzebilecek birini bekliyorsun, biliyorum. Erkekler de kadınlar da hiçbir zaman kendilerine uygun birileriyle beraber olmaz çünkü. Mutlu olabileceğini hissettiği ilişkiden kaçar. Kendisini daha fazla üzebilecek birini bekliyordur çünkü. Ona daha fazla acı yaşatacak, kaprislerini çekmeyecek, ağlatacak birini. Biliyorum, çünkü ben de öyleyim. Şimdiye kadar bana uygun ilişkilerden kaçıp beni daha çok üzeceklere yönelmedim mi sanıyorsun. Şu nefret ettiğim, "arkadaş kalalım" lafını benim bile söylediğim oldu. O yüzden anlıyorum seni. Bu üzülmemi engellemiyor. Bir yanımın senden nefret etmesini de. Ama anlıyorum işte. Allah kahretsin ki, anlıyorum.

 

Anlamasam belki daha kolay olacaktı.

"...yani..."

 

Arkadaş kalalım.

 

Biliyorum, ama biz en iyisi arkadaş kalmayalım. Sen arkadaşım olarak kal istersen,

ama ben bir yönümle hep seveceğim seni. Seninle yaşanamamış bir sürü şeyim var çünkü. O şeyleri yaşamadan seni unutmam mümkün değil işte.

İşin komiği ne biliyor musun? Tüm bunları yaşamış olsaydık, belki de "Evet."

diyecektim sana ve bunda samimi olacaktım. Çünkü hayallerimi tüketmiş, çoğunun sadece hayal olduğunu anlamış olacaktım. Ama bunları yaşayamadan "Evet" dememi bekleme benden. Hiç aklımdan çıkmayacaklar çünkü. Hep içimde yaşayacaklar. Gerçeğinden daha güzel olarak hem de. Onları tüketmeden seninle arkadaş olamam ki...

 

Yine de "Evet." diyorum sana. Seni tamamen kaybetmeyi göze alamıyorum

çünkü. Sonunda daha kötü olacak, biliyorum. Seni sevmiyormuş gibi yapmak rollerin en zoru, ama deneyeceğim. En azından gittiği yere kadar. Hayatımdan çıkmanı istemiyorum çünkü. Bir gün "Evet" diyebileceğinin umudunu yitirmek

istemiyorum. Bu yüzden, ben daha fazla rol yapamaz olduğumda, beni çok suçlama. Seni sonsuza dek yitirmek istemiyordum çünkü. Bir şekilde yanımda olmanı istiyordum. O zavallı teselliyi kabullenmeye çalışmak, senin başka kişilere yaşayacağın acılara, sevinçlere katlanmak ve seni umarsızca sevmek...

 

Kızma bana. Bir gün daha fazla rol yapamayacağım çünkü, biliyorum. O gün geldiğinde, suçlama beni yeter. Elimden geleni yaptım çünkü.

 

                                                          “Alıntıdır”

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum (4) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

4 yorum yazılmıştır

Yazan:isimsiz | Tarih: 2008-01-04 11:57:49
Konu: mektup

bu nasıl bir yazı.. her gören önce şöyle bir göz gezdiriyor.. ne acı ki çevremdeki çoğu insan da benzer şeyler yaşayıp 'arkadaş kalalım' sözüyle teselli edilmiş (nasıl bir teselliyse) .. okumaya başladıkça bir parça kendilerini buluyorlar bu yazıda ve tamamı bittiğinde, alıp o kişiye yollamak istiyorlar.. daha öncede söylemiştim nasıl büyük bir acı olduğunu kasımın son cumasından bu yana birşey değişmedi benim için.. ama alıştım onun arkadaşı olmaya.. sanırım o da bir şekilde acı çekiyor.. pişman mı dersin_? hiç sanmam .. yani öyle olmasın çünkü ayrılık acısından daha büyük bir acı varsa o da P İ Ş M A N L I K T I R , bilirim.. (gt)

Bağlantı » »

Yazan:.. gt .. (he_yo) | Tarih: 2007-11-30 16:03:39
Konu: ...

ne denirki? Rabbim kimseye yaşatmasın.. alıntı olmasına sevindim, gönlünde böyle bir yara taşıma..
en acısı herzamanki gibi yarım kalanlar, hiç başlamayanlar..
anlayamadığım bir tarafta nasıl volkan yanarken, diğeri durgun deniz.
erkekler için nasıl bir acı bilemem dünyaya bakış pencerelerimiz ayrı..
ama bana koyardı terkedilmek.. ne demek başlamadan bitirmek, terketmek.. bir erkek terkederse ya hiç sevmemiştir(öyleyse amaç ne?), ya da sevmiş ama sevdiği hakkında olur olmaz sözler duymuş,olmucak şeyler görmüştür. hiç ihtimal vermek istemediğim ise zaten en baştan beri aklında ve gönlünde başkası vardır.. hiçbiri olmasaydı .. terketmek olmasaydı.. terkedilmenin acısı kalmasaydı içinde biryerlerde.. ya hiç sevmeseydi ya da bırakmasaydı.. bu kozadan çıkmasına yardım edeyim derken;zaten yaşayacak tek gecesi olan kelebeği güneşi, göğü görmeden, ilk ve son gördüğü ve dokunduğunun ellerin olması ve ölmesi gibi..
neyse acılar senden uzak olsun öğretmenim..

Bağlantı » »

Yazan:vanesia | Tarih: 2007-11-18 07:56:37
Konu: yine ben..

sağa dönüş yok..
sola dönmekte işime yaramaz..
bi ara aklına gelirse,yani iznin olursa bu yazıyı bana da gönderir misin??

Bağlantı » »

Yazan:vanesia | Tarih: 2007-11-18 07:54:33
Konu: :((

dostum ne bu böyle,nerden alıntı..
bu günün anlam ve önemini nasıl da kafama vura vura vura ve vura anlattı!!
yani git bul desem sana şu şu konuyla ilgili bişeyler,bulamazdın..
bukadar olur..
paylaşım için tsklerrr..
muck muck :D

Bağlantı » »

« Önceki :: Sonraki »