Muhayyel


Cuma, Şubat 15, 2008 · Kategori: Siirlerim

 

Muhayyel

 

Mutluyum ben,

Beni götürdüğün yerde,

Hani hayaller ülkesinde.

Tüm hayallerim ve sen,

Her şeyin tamamlayıcısıyla birlikte.

 

Evet, hayallerimdeki gibi,

Masmavi bir gökyüzüne uyandım,

Kurşuni değildi her yer ve her bir şey.

Sonra yeşildi ağaçlar,

Mor çiçeklerle bezeli.

Yazıya yazılmıştım ben de,

Sen de vardın,

Hayal olamayacak kadar güzel hem de.

 

Mutluyum ben,

Beni götürdüğün yerde,

Hani hayal ülkesi değil de,

Hayallerimin gerçek olduğu yerde,

Senle birlikte.

 

Yorum (0) Yorum yaz!

7Renk


Çarşamba, Şubat 13, 2008 · Kategori: Siirlerim

 

7Renk

 

Büyülenmemiştim daha o zamanlar,

Seni tanımak şerefine nail olamamıştım,

Hep eksikti bir yanım,

Aşkın sırrına vâkıf olamamıştım.

 

Sonra…

Aşk uğradı gönül iklimime,

Yavaş yavaş.

Cemre gibi…

Önce havaya, sonra toprağa, sonra suya hani.

Gökkuşakları sefer eylediler,

Mutluluğumun gözyaşlarından sonra.

Öyle ki gökkuşağının yedi rengi gibiydi aşk,

Her rengini değil,

En güzel rengi seçmeliydim,

Sevilmeden sevsem de aşkın en güzel rengini.

Sana âşık olmak,

Aşka âşık olmak değil miydi?

Evet, yedinci rengim öyleydi.

 

Yorum (2) Yorum yaz!

Takvim-i Yalnızlık


Çarşamba, Şubat 13, 2008 · Kategori: Siirlerim

 

Takvim-i Yalnızlık

 

Hepsi yalan söylediler,

Yalnızlığın takviminde,

Şubatın on dördüne yer vermezler.

Ayın on üçüydü bugün,

Yarın on beşi gösterecek takvimler.

 

Yorum (0) Yorum yaz!

Bendeniz Denize;


Cuma, Şubat 8, 2008 ·

 

Bendeniz Denize;

 

Deniz,

Sen mavi misin?

Yoksa dalgalarının köpükleri gibi,

Bembeyaz mı için?

 

Deniz,

Sen gerçek misin?

Bir resim gibi,

Durağan mıdır yoksa rengin?

 

Deniz,

Sen şarkı söyler misin?

Huzur veren o sesi,

Ben yoksa başkasından mı işittim?

 

Ve deniz,

Bizim sevdiğimiz gibi,

Sen de bizi sever misin?

 

Yorum (0) Yorum yaz!

Hayat = Oyun?


Perşembe, Ocak 24, 2008 ·

 

Hayat = Oyun?

 

Hayat oyunsa perde kapansın,

Ağlasın bütün oyuncular;

Rollerini en iyi şekilde yerine getirmenin,

Mutluluğuyla.

Yalnız ben, bi-çare.

Tüm senaryolar,

Tüm metinler bana karşı,

Başrolde hüzün olsun bundan böyle.

Yorum (0) Yorum yaz!

Öyleymişim


Pazartesi, Ocak 21, 2008 · Kategori: Siirlerim

 

Öyleymişim

 

Görmüyormuşum,

Düşünmüyormuşum,

Söylemiyormuşum,

mış gibi yaşıyormuşum;

Sence.

Oysa yanılır insan,

Zahire mahkûm olunca.

Suretin altındaki sireti,

Düşüncenin ardındaki emeli,

Söylenenin ardındaki gerçeği,

Ararım ben;

Kendimce.

 

Yorum (1) Yorum yaz!

Salınır Düşlerim


Çarşamba, Aralık 19, 2007 · Kategori: Siirlerim

 

Salınır Düşlerim

 

Boşluğa salınır salıncağım,

Ben düşmeden düşlerim düşerler.

Önce yıldızları sonra toprağı görürüm,

Deniz bembeyaz köpüklere boğulmuşken.

Masal rengine bürünür her şey,

Düşünürüm…

Bu bir masal olmalı,

Öyle ki her bir yıldız,

Bir dilek olup gökyüzünden yağmaz,

Ve hiçbiri gerçek olmazdı,

Masal bitmeden.

Yorum (1) Yorum yaz!

Mektup


Saturday, Kasım 17, 2007 · Kategori: Guzel Yazilar

 

Biz En İyisi ''Arkadaş Kalalım.''

  

İşte yine o! O klasik, söyledikçe tükenmeyen, yazdıkça bitmeyen, konuştukça sonlanmayan söz; "arkadaş kalmak". Biten bir ilişki için değil, başlamamış bir ilişki için söyleniyor bu kez. Ama sonuçları açısından farklı olduğu söylenemez.

Her durumda, "Hayır" kelimesinin kibar bir karşılığı oluyor. Hayır! Seninle olmaz! Artık olmaz! Hiç olmaz!

 

"Lütfen üzülme! Niye üzüldün ki şimdi?"

 

Niye mi üzüldüm? Hiç, bakır üretimimiz azalmış bu yıl, aklıma geldi birden ona üzüldüm. Başka neye üzülebilirim ki?

 

Senin bir başkası için güleceğine, bir başkası için üzüleceğine ve bir başkasıyla

sevişeceğine üzülüyorum. Benimle bunları hiç yapmayacak olmana üzülüyorum. Beni, gelecekte hayatına girecek erkeğe tercih etmemiş olmana üzülüyorum. Bir başkasını, kendin için daha iyi bulmuş olmana üzülüyorum.

 

Sana hiç sarılamayacak olmama üzülüyorum. Seninle yaşayamadıklarımız beni üzen. Yaşayabileceklerimiz. Yapabileceklerimiz. Ve tüm bunları, yani hayalini benim kurduğum şeyleri şu an senden haberdar bile olmayan biriyle gelecekte yapacağını bilmek. O birinin gelip benim kurduğum hayalleri sahipleneceğini, yaşayacağını bilmek. Bir süre sonra senin için arada bir hatırlanıp aranacak kişi haline geleceğimi, en mutlu anlarında beni aklına bile getirmeyeceğini bilmek. O anlarında yanında olamayacağımı, sana sarılıp saçlarını okşayamayacağımı, en önemlisi o mutlu anları yaşatan kişinin ben olamayacağımı bilmek.

 

Daha ne dememi istiyorsun? Neye üzülüyor olabilirim?

 

"... ama bir de şöyle düşün, dost olarak da pek çok şeyi paylaşabiliriz."

 

Doğru! Paylaşabiliriz elbette, ama sadece "pek çok şeyi". Her şeyi değil. Oysa ki ben her şeyi paylaşmak istiyorum seninle, hiçbir şey eksik kalmasın istiyorum, yaşanacak ne varsa yaşamak istiyorum, çünkü sen buna değecek birisin.

Tüm bunları yaşamak için seçtiğim çok özel birisin sen. Dostum değil, sevgilim,

eşim, hayatımı paylaşacağım kişi olmalıydın. Canım sıkkın olduğunda kucağına

kıvrılabileceğim, beni avutmasını isteyebileceğim, neşeli olduğumda keyifle

sarılacağım ve uzun uzun öpeceğim, elinden tutup başka kimse yokmuş gibi şehirde sonsuza dek dolanacağım ve şehvetle sevişeceğim kişi olmalıydın.

 

Dostunla yapamazsın bunları.

 

Dostunla ne yaparsın biliyor musun? Uzun uzun konuşursun. Bazen sevgiline

bile anlatmayacağın şeyleri anlatırsın. Canın sıkkın olduğu zaman şımartılmayı

da istersin, hafif iltifatlar almayı da, hatta belki arkadaşça flört etmeyi dahi,

ama hepsi o kadar.

 

Tüm bunlar, diğeriyle karşılaştırıldığında çok zavallı bir teselli oluyor.

 

Dostunla konuşursun. Arkadaşlarını anlatırsın. Hayatındaki diğer erkekleri

anlatırsın. Seni nasıl üzdüklerini, nasıl sevindirdiklerini... Ve o dostun,

arkadaş kalamamışsa seninle, yani yüreğinin derinliklerinde bir yerde hala seviyorsa seni, tarif edilemez bir acıyla dinler sadece. Diyecek bir şey de bulamaz. Senin nasıl ciğeri beş para etmez serserilerle birlikte olduğunu, niye o kişiyi sana

tercih ettiğini, seni nasıl mutlu edebileceğini düşünür durur. O yüzden ileride

sevgililerinle, yani gelip hayallerimi çalacak hırsızlarla yaşayacağın problemleri

anlatırken bana, gözlerimde sessiz bir isyan görürsen şaşırma. Ve bil ki, hala

dostum değilsin sen benim. Hala sevgilimsin. Öpemediğim, sarılamadığım ve dokunamadığım sevgilim. Hala içimde bir yerde yaşıyorsun demek ki. Ve hep orada kalacak bir kısmın... Yaşanamayanlar listesinde ömrümün sonuna dek duracaksın. Liste çok kabarık... Ama sen en üstte olacaksın, ta ki senden sonra biri çıkıp aynı acıları yaşatana kadar.

 

"... seninle konuşmak çok hoş, üstelik eğlencelisin de, ama..."

 

Ama bir şekilde olmuyor işte. Bir şekilde sana uygun değilim. Seni güldürebilirim,

şımartabilirim, kendini iyi hissetmeni sağlayabilirim, hatta "fazla ileri gitmeden" flört bile edebilirim, ama sana asla dokunamam. Buna izin vermezsin. Sana bir şekilde daha uygun ve seni illa ki daha çok üzebilecek birini bekliyorsun, biliyorum. Erkekler de kadınlar da hiçbir zaman kendilerine uygun birileriyle beraber olmaz çünkü. Mutlu olabileceğini hissettiği ilişkiden kaçar. Kendisini daha fazla üzebilecek birini bekliyordur çünkü. Ona daha fazla acı yaşatacak, kaprislerini çekmeyecek, ağlatacak birini. Biliyorum, çünkü ben de öyleyim. Şimdiye kadar bana uygun ilişkilerden kaçıp beni daha çok üzeceklere yönelmedim mi sanıyorsun. Şu nefret ettiğim, "arkadaş kalalım" lafını benim bile söylediğim oldu. O yüzden anlıyorum seni. Bu üzülmemi engellemiyor. Bir yanımın senden nefret etmesini de. Ama anlıyorum işte. Allah kahretsin ki, anlıyorum.

 

Anlamasam belki daha kolay olacaktı.

"...yani..."

 

Arkadaş kalalım.

 

Biliyorum, ama biz en iyisi arkadaş kalmayalım. Sen arkadaşım olarak kal istersen,

ama ben bir yönümle hep seveceğim seni. Seninle yaşanamamış bir sürü şeyim var çünkü. O şeyleri yaşamadan seni unutmam mümkün değil işte.

İşin komiği ne biliyor musun? Tüm bunları yaşamış olsaydık, belki de "Evet."

diyecektim sana ve bunda samimi olacaktım. Çünkü hayallerimi tüketmiş, çoğunun sadece hayal olduğunu anlamış olacaktım. Ama bunları yaşayamadan "Evet" dememi bekleme benden. Hiç aklımdan çıkmayacaklar çünkü. Hep içimde yaşayacaklar. Gerçeğinden daha güzel olarak hem de. Onları tüketmeden seninle arkadaş olamam ki...

 

Yine de "Evet." diyorum sana. Seni tamamen kaybetmeyi göze alamıyorum

çünkü. Sonunda daha kötü olacak, biliyorum. Seni sevmiyormuş gibi yapmak rollerin en zoru, ama deneyeceğim. En azından gittiği yere kadar. Hayatımdan çıkmanı istemiyorum çünkü. Bir gün "Evet" diyebileceğinin umudunu yitirmek

istemiyorum. Bu yüzden, ben daha fazla rol yapamaz olduğumda, beni çok suçlama. Seni sonsuza dek yitirmek istemiyordum çünkü. Bir şekilde yanımda olmanı istiyordum. O zavallı teselliyi kabullenmeye çalışmak, senin başka kişilere yaşayacağın acılara, sevinçlere katlanmak ve seni umarsızca sevmek...

 

Kızma bana. Bir gün daha fazla rol yapamayacağım çünkü, biliyorum. O gün geldiğinde, suçlama beni yeter. Elimden geleni yaptım çünkü.

 

                                                          “Alıntıdır”

 

Yorum (4) Yorum yaz!

Masumane


Perşembe, Kasım 15, 2007 · Kategori: Siirlerim

 

Masumane

 

Nasıl da hükmettin,

Sözlerimin seyrine.

Oysa usta bir denizci sanırdım kendimi,

Mana denizinde.

Rüzgârın götürdüğü yere değil,

Sözlerimin yönüneydi meylim.

Belki de sen rüzgârın aksi yünündeydin.

Nasıl da hükmettin,

Sözlerimin seyrine.

Aklına ilk gelen değil,

Aklına gelen en masum şeydi söylediğim.

 

Yorum (2) Yorum yaz!

Nihayet Yağmur


Perşembe, Kasım 1, 2007 · Kategori: Siirlerim

 

Nihayet Yağmur

 

Hüzün mevsiminin geldiğini,

Önce rüzgârdan haber aldık.

Toprak kokusuna hasret kalmıştık.

Sonra yağmur yağdı,

Islandı sokaklar.

Oysaki bembeyaz bir gökyüzüne uyanmıştık hep beraber.

Bulutlar seyr ü sefer eylediler gök kubbemize,

Homurdanıp rahatsız ettiler bizi ardından.

Önce usul usul döküldü damlalar,

Sonra bardaktan boşanırcasına yağdılar.

Ve nihayet,

Yağmur yağdı.

Islandı sokaklar.

 

Yorum (1) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »